Güncel

‘Ahlak’ımız

Forum Haberleri —

❏

  • Yaptıklarınız evrensel kural haline gelebiliyorsa doğrudur diyen Kantçı ahlak, pratiklerimizde yaşanıyor ve tamamı toplumu ayakta tutan değerlerdir. Toplum hala dağılmamışsa onların yüzü suyu hürmetinedir.

ERDAL TOLHILDAN

Ahlak metafizik bir konu olduğu için tanımlamakta oldukça zorlanırız. Çoğu zaman din ile de karıştırılır. Bunun nedeni dinin ağırlıklı olarak ahlak çıkışlı olmasıdır. Her ne kadar tanımı zor olsa da ahlak gündelik yaşamda somut gözlenen bir olgudur. Hangi davranışın ahlaki olup olmadığını yani iyi mi yoksa kötü mü olduğunu hemen biliriz. Tabii buradaki ölçüt bize göre iyi veya kötü olması değil, toplumsal varlığın korunması ve sürdürülmesinde oynadığı role göre belirlenir. 

Toplum hala toplum olarak varlığını sürdürüyor ve dağılmamışsa ondaki ahlaki değerler nedeniyledir. Peki, nedir bunlar? Çok uzağa gitmeyelim, sofrada son lokmayı hep birbirimize bırakırız. Önce yanı başımızdakini düşünürüz. Yemeğin güzel tarafını, biraz fazla olanını arkadaşımıza veririz. Bunda hesap kitap işi yapmayız, o davranışımız bizi doyurur. Öyle olunca sofradan huzurlu kalkarız.

Ekmeğimizi böldüğümüzde büyük parça varsa onu arkadaşımıza veririz. Hatta toplum bu konuda çok duyarlıdır, biri büyük parçayı alıyorsa onunla arkadaşlık yapma diye uyarır. Bu konuda mücadele tarihimizde de çokca örnekler verilir.

Biri bağını bahçesini ektiğinde yolun kenarındaki sırayı göz hakkı diye yoldan geçenlere ayırır. Meyve ağacımızın meyvelerini topladığımızda komşuların payı mutlaka gönderilir. ‘Fazla mal tamah getirir’ denilir. O nedenle insanlar mal biriktirmezler. Gözleri tok, gönülleri toktur. Mülkiyete yaklaşımları hep bu çerçevede olmuştur. Zenginliklerini de göz önüne sermezler. Ya onlarda yoksa ya gözleri değerse diyerek dikkatli olurlar. Hep başkaları düşünülerek yaşanılır, bencillik yapılmaz.

Başkalarının yüzüne bakacak yüzümüz olsun denilir. Yani tüm davranışlarında toplumun ne diyeceği önemsenir. Bu anlamda utanma duygusu, yüzün kızarması gibi ölçüler çok önemlidir. Hala bu yönlerini kaybetmemiş insanlar toplumsallığı yaşayan insanlardır. Bunun tersi toplumca kabul edilmez. Ar damarı çatlamış denilir. Hatta manda derisi gibi yüzü var, kızarmıyor denilir, küçümsenir.  

Yoldan geçen, dışarda kalan biri varsa davet edilir. Başköşeye oturtulur, hemen sofrası kurulur. Düşmanı varsa teslim edilmez, sonuna kadar savunulur. Eskiden hanlar, kervansaraylar vardı ama köylerin dışında olurlardı. Oteller toplumsallığın zayıfladığının işaretidir. Ne kadar çok yıldızlı ise otel, o kadar toplum parçalanmış diyebiliriz. Özgür yaşamın inşa edildiği alanlarda oteller değil bu misafirperverlik yaşatılacaktır. Özünde misafir olarak görme bile yoktur, kendi ailesinden görme vardır. Onuru ve namusu (ahlakı) saymasa onu düşmana karşı korur mu?

Mesela biri suya düşse boğulacak olsa diğerleri hemen atlayıp kurtarmaya çalışır. Geçen yıllarda böyle bir olayda beş çocuk hayatını yitirmişti. Çünkü ahlakları gereği kendilerini düşünmeden arkadaşlarını düşünmüşlerdi. O an yüzme bilip bilmemeleri değil, arkadaşları önemliydi.

Yine kadına karşı bir ahlaksızlık olduğunda toplum bunu toplumun tamamına yapılmış sayar. Dersim isyanının başlangıç anı böyle bir olaya dayanır. Günümüzde de Jina Emini’ye yapılana karşı ‘Jin Jiyan Azadî’ devriminin gelişmesinin nedeni budur. Bu son iki olayda da klan kültüründen kalma soy değerler yaşatılır. Klan varlığını korumuş ve bugün insanlığın gelişimine imkan yaratmışsa bu ‘birimiz hepimiz için hepimiz birimiz için’ ilkesi sayesinde olmuştur. ‘Ya hep ya hiç’ ilkesi de denir.

Hareketimizde de bu değerler çok güçlü yaşandığı için toplumla bütünleşti ve yıkılmaz bir güç oldu. Önder Apo; ‘yoldaşlık, zor olanı kendisi üslenip kolay olanı arkadaşına bırakmaktır’ dedi. Bunun örneklerini hemen her gün yaşamımızda görüyoruz. En ağır yükü alan arkadaş bir de en önde noktaya vardıktan sonra dönüp yoldaki diğer arkadaşlarına yardım ediyor. Kendimizi yetki için önermeyiz ama iş, emek isteyen bir çalışma olduğunda hemen öneririz. Bunlar zorluğu kendisine kolayı arkadaşına bırakma yaklaşımıdır.

Bunu Haki yoldaştan miras aldık. O da ülkeye gitmek gerektiğinde en önde atıldı, sırtına yorganını alıp yola çıktı. Örgütlediği işçiler aidatlarını toplayıp bir poşet dolusu parayı önüne sevinçle bırakıp, artık çalışmana gerek yok dediklerinde O yine arkadaşlarını düşündü. Parayı olduğu gibi harekete ulaştırdı ve ihtiyaç olacaktır diye çalışmaya devam etti. Kendisini, rahatını düşünmedi.

Partimizde toplumsal ahlak, yoldaşlık olarak yaşatılıyor. Toplumda ahlak adına ne varsa bunlar yoldaşlığımızın ölçüleri, sahiplenip koruyacağımız değerler oluyorlar. Bu nedenle PKK yoldaşlığında uyandırmaya çalıştığımız hakikat olan ahlaki politik toplum yaşanır, yaşatılır. Eğer yoldaşlık bir hakikat ilişkisi olarak gelişmiyorsa Önder Apo o yoldaşlığı kabul etmez. İdeolojik olduğu kadar ideolojinin dışa yansıdığı, yaşamsal kılındığı ilişkilerdir. O nedenle doğru yaşanmış yoldaşlıklarımız tarihe (şimdiden ve gelecekten ayrı bir tarih yoktur) toplumsal ahlak örnekleri olarak kalacaklardır.

Mesela, ileride savaş tünellerinde ve savaş cephelerinde gösterilen fedailikler anlatılacaktır. Kendi açken yoldaşını düşünmek ve son lokmayı da ona bırakmak, yaralı arkadaşını bırakmamak ve bu yüzden ölümü göze almak, canından öte verecek şeyi olmadığı için hayıflanmak vs. Sayamayacağımız kadar çok ahlaki değer partimizde günlük olarak yaşanıyor, yaşatılıyor. Yaptıklarınız evrensel kural haline gelebiliyorsa doğrudur diyen Kantçı ahlak, pratiklerimizde yaşanıyor ve tamamı toplumu ayakta tutan değerlerdir. Toplum hala dağılmamışsa onların yüzü suyu hürmetinedir.

paylaş

   

Güncel

Yeni Özgür Politika

© Copyright 2025 Yeni Özgür Politika | Tüm Hakları Saklıdır.