Bayram yazısı
Veysi SARISÖZEN yazdı —
- Bayraklar ve posterler birbirine karşı düşmanlık olsun diye yükselmedikçe herkes birbirinin bayrağına ve önderine saygı duyacaktır. Çünkü demokraside bütün bayraklara ve posterlere tartışmasız yer vardır. Bayram Kürt ve Türk halkına mübarek olsun.
Yüzbinlik Frankfurt Newrozu’yla Kürt halkı Başkan Öcalan'ın çağrısını onayladığı "son referandumu" da gerçekleştirmiş oldu. Böylece, PKK "çağrıya evet" diyerek ve ateşkes ilan ederek, Bakur Kürdistan'ı bütün şehirlerde çağrıyı Newroz referandumlarıyla, Türkiye'ye göç ettirilen Kürt halkı muhteşem İstanbul Newrozu’yla ve Avrupa’ya göç ettirilenler, büyük Frankfurt referandumuyla Başkan Apo'nun etrafında kenetlendi ve "barış, demokratik toplum" programını onayladı.
Türk halkı, bütün bu referandumları dikkatle analiz etmeli. Şunu anlamalı: Kürt halkı, Türklerin de talep ettiği, her iki halk çoğunluğunun hayal ettiği "demokratikleşme" karşılığında, her evde bir resmi bulunan şehitler ordusu gerillanın silah bırakmasını ve yarım asırdır saflarında ve öncülüğünde bin bir belayla karşılaşma pahasına karşılıksız savundukları kendi partileri PKK'nin feshedilmesini onayladı. Demokrasi talep etmekle kalmadı, "tüm Türkiye halklarına demokrasi ve özgürlük verin, biz her türlü fedakarlığı yapmaya, Türkiye'nin şu anda yaşadığı yıkımı fırsat bilip, demokratik halk savaşını, bize gözünü diken ve bizimle ittifaka hazır sayısız devletin de desteği ile zafere götürmek yerine Başkan Apo'nun deyimi ile "demokratik uzlaşmaya hazırız" dedi.
Bu tutumun değerini her aklı başında Türk biliyor. Ama iktidar kendi halkının demokrasi için başlattığı "erken seçim" mücadelesini vahşi polis saldırılarıyla bastırmaya kalkıyor. Demokrasinin karşısındaki en büyük engel Saray'dır.
Kimisi "PKK'yi yendik, Öcalan'a istediklerimizi kabul ettirdik" diye ortalıkta yalancı pehlivanlar gibi dolaşsa da, Newroz alanlarına bakan her Türk karşısında bütün Kürdistan parçalarındaki halkın "yenilmişlerin yaşadığı matem" havasında değil, bayram havasında dimdik ayakta durduğunu görüyor. Dayatmak istedikleri teslim anlaşmasını Başkan Apo reddetti ve 12 Eylül faşist darbesi şartlarında kahramanca direnen gerillanın, demokratik bir cumhuriyete silah çekmeyeceğini, illegal askeri-politik örgütlenmesine son vereceğini ilan etti.
Ne demiş oluyoruz?
Başkan Apo, PKK ve Kürt halkı, tıpkı Türk halkı için demokrasi istiyor.
Ve şu anda Türk halkı, silahsız fakat devlet yasaklarına başkaldırarak "sivil darbe"ye direnmekte olduğunu bilinçle düşünmelidir. Gaz bombalarına, Toma'nın basınçlı sularına ve plastik mermilere karşı yaralanma ve tutuklanma pahasına direnen Türk halkı, Kürt halkının da kimyasal silahlara, bir tonluk kazan bombalarına, obüs toplarına, gökyüzünden bomba yağdıran savaş uçaklarına, yerde hareket eden her hedefe roketlerle saldıran SİHA'lara karşı binlerce şehit verme pahasına direndiğini artık anlamaya başlamalıdır.
Türk halkı "sivil darbe" olmasaydı, tek adam diktatörlüğü olmasaydı, bu diktatörlüğün devlet şiddetiyle işçi sınıfını, emekçileri, emeklileri açlığa mahkum etmeseydi, İstanbul Sözleşmesi’ni çöpe atıp erkek egemen diktatörlüğünü kadınlara dayatmasaydı, üniversiteleri zorla işgal edip, gençliğin geleceğini karartmasaydı, devletin yasaklarına karşı elbette ayaklanmayacaktı. Kürt halkı da sömürge zulmü, soykırım ve zorla asimilasyon olmasaydı, Kürt sorununu demokratik ve barışçı yoldan çözme imkanı olsaydı, silaha sarılmayacaktı.
Şimdi Saraçhane'de ve Maltepe'de İmamoğlu'na özgürlük için bir haftadır devletin polisiyle karşı karşıya direnen her Türk, "Öcalan'a özgürlük" diye çeyrek asırdır devletin tüm silahlı güçlerine direnen Kürt kardeşini anlamış olmalıdır.
Maltepe'yi inleten "susma, sustukça sıra sana gelecek" ve "Kurtuluş yok tek başına, ya hep beraber, ya hiç birimiz" sloganları acaba kime hitap ediyor? Yarım yüzyıldır bu sloganları Kürt halkı ve sosyalistler Türk halkını mücadeleye çağırmak için attılar. Şimdi bu sloganlar, adeta, milyonların bir tür "özeleştirisi" anlamına geliyor. Bilinçli demokrat ve yurtsever Türkler, Kürt halkını yalnız bıraktıklarını, onun uğradığı soykırımcı saldırılar karşısında sustuklarını ve şimdi uğradıkları baskıya bunların sebep olduğunu, bu sloganlarla dürüstçe itiraf ediyor.
Evet, Türkler kendi bayraklarıyla ve Atatürk posterleriyle yürüyor. Elbette Kürtler de kendi bayrakları ve Başkan Apo'nun posterleriyle yürüyor. Ama bu yürüyenler birbirlerine karşı yürümüyor, demokrasinin önündeki en büyük engel olan Saray'a karşı yürüyor.
Bayraklar ve posterler birbirine karşı düşmanlık olsun diye yükselmedikçe herkes birbirinin bayrağına ve önderine saygı duyacaktır. Çünkü demokraside bütün bayraklara ve posterlere tartışmasız yer vardır.
Bayram Kürt ve Türk halkına mübarek olsun.