Kürdistan modeli
Suat BOZKUŞ yazdı —
- Şimdiye kadar devlet borazanları tarafından yok İRA, yok BASK, hatta Sri Lanka vd. modeller çok dillendirildi. Yer ve zaman açısından hep havada kalan örnekler oldu. Hiç birisi Kürdistan ve Orta Doğu gerçeğine çözüm olmaz. Bizim Kürdistan modelini yaratmamız gerekir.
Gözler ve kulaklar Öcalan’ın yapacağı çağrıya kilitlenmişken biz de geçmişe yönelik bazı hatırlatmalar eşliğinde tahminlerimizi söyleyebiliriz.
Öncelikle şunu vurgulamak gerekir ki, bu konu ilk defa gündeme gelmiş değildir. 1990’lardan beri Öcalan ile kurulan diyaloglarda her defasında Sayın Öcalan görüş ve çözüm önerilerini açıkça dile getirmiştir. Her defasında Kürdistan halkının temel haklarını kabul eden onurlu bir barıştan yana olduğunu ilan etmiştir.
Öcalan, bu açık politikasından dolayı uğradığı her türlü iftira, suçlama, hakaret ve tehditlere karşı kararlıca direnmiş, her aşamada dik durmasını başarmış bir önderliktir. Son 26 yıldır da İmralı zindanındaki ağır esaret şartlarına karşı direnmektedir.
O günlerden beri siyasetçiler çok dile getirdi. Medyada da çok tartışıldı ve tartıştırıldı. Bazen da çarpıtıldı ama konunun ana çizgileri de belirginleşti. Türk medyasında tahlil ve tartışma görünümünde her türlü boşboğazlık ve utanmazlık yapıldı. Konu hakkında bütün bilgisi ve tecrübesi genelkurmay tarafından kamuflaj giydirilip bindirildikleri helikopterlerle operasyon sahalarına gezi yapmak ve akşamları değneği kapıp tahta başında taktik ustası-uzman pozuna girmek olan “Mehmetçik basın” elemanlarına kalırsak yalan haber bombalarıyla telef olup gideriz. Bunlar önce sis bombalarıyla ortamı göz gözü görmez hale getirip sonra da ses bombalarıyla yarattıkları gümbürtü içinde hiçbir şey anlaşılmaz hale getiriyorlar. Sonra da koro halinde bağırarak tüm saçmalıklarına boyun eğmemizi bekliyorlar.
Şimdiye kadar devlet borazanları tarafından yok İRA, yok BASK, hatta Sri Lanka vd. modeller çok dillendirildi. Ama bunlardan ne kadar ders alırsak alalım yer ve zaman açısından hep havada kalan örnekler oldu. Hiç birisi Kürdistan ve Orta Doğu gerçeğine çözüm olmaz. Bizim Kürdistan modelini yaratmamız gerekir.
Yüzyıldır süregelen ve kanlı bir geçmişe sahip olan Kürdistan sorunu artık daha fazla çözümsüz bırakılamaz. Bölge ve dünya şartları çözümü zorlamaktadır. Ya herkes için onurlu ve kalıcı bir barış ya da herkes için cehennem ateşi…
Barışçı çözüm çabaları, kalıcı olabilmek için hem dört parçayı da kapsamalı hem de dört parçadaki sistemleri de demokratikleştirmelidir. Ne bu sistemler demokratikleşmeden Kürt sorunu çözülür ne de Kürt sorunu çözülmeden bu ülkeler demokratikleşebilir.
Öcalan’ın 1990’larda dile getirdiği “Tutarlı bir yurtseverlik ve herkese demokrasi, en geniş demokrasi…” önerisinin tam da yeri ve zamanı gelmiştir.
Geçmişteki “Kürtler ayda bile bir oluşuma gitse ezeriz, yok ederiz, kökünü kazırız” kafası iflas etmiştir. Aynı kafayı “Ya gömerler ya da biz gömeriz” vb. kof ajitatif edebiyatla sürdürmenin kimseye faydası olmaz. Geçmişte yapılan kanlı katliamlar neyi çözdü? Bu zihniyet sorunu çözmez, daha da büyütür.
Hala “Derhal teslim olun” makamından tehditler savuruyorlar. Böyle bir şey olmaz-olamaz ama diyelim ki oldu:
Teknik olarak bile onbinlerce insanı teslim alabilecek askeri, adli-bürokratik mekanizma mı var? Geçmişte “Çadır mahkemesi” diye dalga geçilen mahkemeler hala aklımızdadır. Sadece bunu bile aylarca konuşmak, tartışmak gerekir. Bu sürecin başarılı olması tek tük yapılan İmralı ziyaretleriyle, videolarla mümkün değildir. Acilen Öcalan üzerindeki tüm kısıtlamalar kaldırılmalı ve Öcalan özgürleşmelidir.
Türkiye’de de sadece iktidarın değil muhalefetin de bu sürece katılması çok önemlidir. Muhalif parti ve akımlar, sivil toplum örgütleri de eleştiri-önerileriyle birlikte bu sürece katılmalıdır. Ancak böylesi ortak bir mücadeleyle bu ağır sorunların altından kalkılabilir ve çözümler üretilebilir.
Hiçbir parça diğerleri için feda edilemeyecekse -ki bu mümkün de değildir- bölge çapında bir çözüm oluşturmak gerekir. DEM Parti heyetinin sürdürdüğü geniş temasların Güney Kürdistan’ı da kapsaması dikkate değer ve takdire şayandır.
Bu çabaların başarıya ulaştırılmasıyla binlerce yıldır milliyet-din-mezhep-aşiret-tarikat kavgalarıyla sürekli kan kaybeden coğrafyamız ırkçı-dinci-cinsiyetçi kalıpları parçalayıp barışın ve gerçekten kardeşliğin kalesi olabilecektir. Bu çok zor da olsa başka bir yol yoktur.