Kürtler ve CHP’nin şansı
Suat BOZKUŞ yazdı —
- Her şey değişiyor. Türkiye de değişecekse bunun Kürt sorununa barışçı çözüm yolu bulmasıdır. CHP’nin şansı da sorunun çözümüne ortak olmaktadır.
Cumhuriyet’in ilk anayasası Kürtlere özerklik vadeden bir anayasaya ile demokratik bir Cumhuriyet umudu vermişti. Bundan ötürüdür ki hem Kürtlerin hem de uluslararası alanda Sovyetlerin desteğini almıştı. Ancak cumhuriyetin ilanından sonra her türlü muhalefeti ve Kürtleri ezme aşamasına geçildi. İlk anayasa rafa kaldırıldıktan sonra ilan edilen 1924 anayasası ile “TEK, TEK, TEK” devrine geçildi. Birinci yüzyılda ezenlerin ne kazandığı ayrı bir tartışma konusu ama halklarımız koskoca bir yüzyılı kan ve gözyaşı içinde kaybetti.
Özal devrindeki kısmi yumuşama ve diyalog çabaları ’93 konseptiyle kana bulandı. “PKK düşmandır, PKK’yi düşman görmeyen de düşmandır” ve “Kürtler ayda bir şey kazansa da ezeriz” zihniyetiyle yürütülen inkar ve imha süreci halkın büyük direnişiyle boşa çıkarıldı. Ama devlete egemen olan ırkçı-imhacı zihniyet dincilik sosuna bulanıp ayakta kalmaya çabalıyor. Orta Doğu’da Kürt inkarı üzerine kurulu olan statü gene Kürt kanıyla sulanıp beslenmek isteniyor.
Suriye krizi boyunca tereddütsüz olarak DAİŞ ile işbirliğini tercih eden Erdoğan, şimdi de El Kaide+DAİŞ artığı HTŞ ile işbirliği halinde Rojava Özerk Yönetimi’ni tasfiye etmek, böylece Kürtlerin tüm kazanımlarını tasfiye etmek istiyor.
Yine son dönemde bir yandan Öcalan ile diyalog sürdürürken bir yandan da içte ve dışta Kürtlerin tüm kazanımlarını tasfiye etmeye çalışıyor. Belediyelere kayyım, Rojava’ya işgal operasyonları, içerideki her türlü muhalefeti ezme ve susturma girişimleri bu karanlık zorbalığın açığa çıkmış halidir.
CHP, bugüne kadar hiçbir konuda ciddi bir muhalefet yapmadı. Hele demokratik Kürt muhalefetine selam bile vermedi. CHP, ’93 konseptine uyarak bunca yıldır zulme bazen sessiz kalarak bazen de açıktan destek verdi. Bu politika CHP’yi de tüm muhalefeti de çürütüp kepaze etti. Cumhuriyetin birinci yüzyılı biterken bu politika da iflas etti.
İkinci yüzyıla girerken çok parlak ve gürültülü nutuklar atıldı. “Türklerin yüzyılı olacak, oluyor” palavraları hala duyuluyor. Batan TOGG’larla ve İHA-SİHA ticaretiyle, aslı astarı olmayan her gün yeni bir hayali altın, petrol ve gaz yatakları bulunmasıyla Türkiye’nin kangrenleşmiş sorunlarının hiç birisi çözülemez. Nasrettin Hoca gibi anahtarı kaybettiğimiz yerde yani çalıların arasında değil de düz yolda ararsak hiçbir sorun çözülemez.
İkinci yüzyıl sadece Türklerin yüzyılı olamaz. Kürt sorununun demokratik çözümü temelinde bütün Orta Doğu halklarının yüzyılı olabilir ve tek gerçekçi proje de budur.
Bölgede sıkışan her devlet mesajını Kürtler üzerinden veriyor. İsrail-Filistin çatışmasıyla kana bulanan ve boğulan coğrafyamız Kürt sorununun çözümüyle biraz nefes alabilir.
İç siyasette de ana siyasi eğilimler Kürt sorunu üzerinden birbirlerine saldırıyor ve Kürt sorunu üzerinden mesajlarını veriyor.
Bugüne kadar “Kürtleri en iyi biz ezeriz-ezeceğiz” yarışına girdiler. Yarışı hepsi de kaybetti ve geçen yüzyılı halklarımıza kaybettirdiler. İkinci yüzyılda aynı siyaseti sürdürüp de başarı kazanmaları olanaksızdır.
CHP, cumhuriyetin kuruluşundan beri iktidarda da olsa muhalefette de olsa statükocu zihniyetle, sorunları çözmekten çok bastırmak ve dondurmakla vakit geçirdi. Yeni dönemde aynı politikanın hiçbir başarı şansı yoktur.
Trump devriyle birlikte dünyada da yeni bir dönem başlıyor. Şimdiden Grönland’dan Çin’e kadar her yeri etkilemeye ve kendi çıkarları doğrultusunda değiştirmeye başladı.
Bu politikanın bölgemize yansıması nasıl olur bilinmez. Ama eskisinin aynısı olmayacağı açıktır.
Bahçeli aylar öncesinden “Önümüzdeki dönemde çok şey değişecektir, her şey değişecektir. Öyle gözüküyor. İnşallah Türkiye değişmez” diyerek korku ve endişelerini açığa vurmuştu.
Her şey değişiyor. Türkiye de değişecekse olumlu yönde değişmesinin ve ilerlemesinin tek yolu demokratikleşmesi ve Kürt sorununa barışçı çözüm yolu bulmasıdır. Gündemdeki sorun bu çözüm için iktidarda olanlar kadar muhalefetin de ne çaba göstereceğidir.
Çünkü bu sorunu tek başına ne muhalefet ne de iktidar çözebilir. Şimdiye kadar ezmek için “milli birlik” yapanlar şimdi çözmek için niye yapmasınlar?
CHP’nin şansı da sorunun çözümüne ortak olmaktadır.