Nefertiti; yetenek ve dirayet
Forum Haberleri —

Nefertiti / foto:AFP
- Mısır’ın bu dönemini ele alırlarken Nefertiti’nin rolünü görmezden gelirler. Amon rahiplerinin bir “felaket“ olarak ele alıp tasfiye etmeye çalıştıkları Nefertiti‘nin anlaşılmak istenmemesi en büyük adaletsizliklerden biridir.
SOYDAN AKAY
Karşımıza şöyle bir soru çıkabilir: Peygamberlerin meşakkatli çabalarla, adanmış hayatlarla gerçekleştirdiği büyük toplumsal dönüşümler salt iktidar gücüyle, kültürel uyarlamayla başarılabilir mi? Sosyal bilimler bunun pek de mümkün olmadığını, olsa da çok istisnai ve geçici olduğunu belirtmektedir. Fakat örneğimizde de belirttiğimiz gibi Mısır Sarayı’ndaki gelişmeler iktidarın kendini yenileme, düzenleme arzusudur. Statükocu iktidar yapısına bir müdahaledir. Toplumsal direnişin yarattığı bir sonuç değildir. Mesela Hristiyanlık karşısında paganist Roma imparatorluğu‘nun çaresiz kalınca Hristiyanlığı resmi din ilan etmesi gibi bir durum söz konusu değildir. Mısır imparatorluk geleneğindeki statükocu, hegemonik dinsel iktidar yumuşatılmaya veya tümden ortadan kaldırılmaya çalışılıyor. Tarihsel kaynaklar tepkinin toplumdan değil de rahipler sınıfından geldiğini özenle belirtir. Eskiye karşı savaş başlatmak kolay değildir. Rahatı bozulanlar "ne olduysa bu kadın (Nefertiti) yüzünden oldu“ diyerek dedikodu yaparlar. Ekonomik, siyasi, dinsel güçleri ortadan kalkan rahiplerin fırsat kollamaya çalışmaları, boş durmamaları bu açıdan da anlaşılırdır.
Mısır sarayında komplolar
Firavun Akhenaton M.Ö 1336’da ölünce Mısır sarayını kraliçe Nefertiti yönetmeye devam eder. Her ne kadar Akhenaten’in veraseti ile büyük kızının eşi Smankhare tahta ortak edilmek istense de o da aynı tarihlerde ölür. Ancak Akhenaton’nun da damadının da ölümleri şüphelidir. Çünkü her geçen gün Nefertiti yalnızlaştırılır. Nefertiti yeni Başkent‘ten tanrı Aten’e sadık kalarak Mısır’ı yönetmeye devam eder. Henüz çocuk olan oğlu prens Tutankhaten (1336-1327) büyüyünce Nefertiti’nin kaldığı kenti terk ederek eski başkent Teb’e yerleşir ve adını da Tutankhamon olarak değiştirir. O da 18 yaşındayken ölür ya da öldürülür. Eşi Anhesramon bir Hitit prensi ile evlenmek ister. Hitit kralı oğlunu ona eş olarak gönderir. O da yolda bir komplo ile öldürülür.
Nefertiti’nin tek başına Mısır’ı yönettiği dönemde Mittannilerle dostluk anlaşması sürdürür. Hititler bu arada Suriye üzerindeki egemenliklerini artırır, Kadeş başta olmak üzere Suriye’nin kuzeyindeki toprakları alır. Ama Mittanniler Asur-Hitit saldırılarına maruz kalırlar. 3. Tutmasis’in elde ettiği tüm topraklar kontrolden çıkar. Yalnız kalan ve içeride çok sayıda entrikaya maruz bırakılan Nefertiti buna rağmen Hititlerle iş birliğini geliştirmeye çalışır. Amon rahipleri komplolarla adım adım kendi iktidarlarını yeniden kazanmaya çalışmaktadırlar. Nefertiti de şaibeli bir biçimde ölür. Tahta ölen prens Tutankhamon’un veziri Ay’a geçer. O da öldürülür. Din sınıfı ile Krallık arasındaki çatışmayı fırsat bilen asker sınıfı darbe yapar. Artık yönetim asker kökenli sülale olan Ramseslerin eline geçer (M.Ö 1315’lerden itibaren). İlk askeri kral Horemheb’dir. Horemheb Akhenaton dinini ve Nefertiti döneminin tüm dinsel, sanatsal, siyasi, sosyal kültürüne son verip Amon dinine geri döner. Akhenaton’nun babası döneminde bir asker olan Horemheb, Akhateten’deki dini merkezi yerle bir eder. Dikilitaş ve diğer anıtları kendi yaptırdığı anıtlar için dolgu malzemesi olarak kullanır. Akhenaton’nun ismi resmi kayıtlardan silinir. Sadece “Akhetaten’in kafiri“ olarak anılır. Hürremheb Akhenaton‘un babası 3. Amenofis’in askeri olduğu için iktidar kronolojisine ondan sonra kendi ismini yazdırır ve Akhenaton, Nefertiti, Tutankhamon’u kayıtlardan sildirir. M.S 19. yüzyılda Amarna’daki (Akhetaten) kazılara kadar burada anlatılan hiçbir gelişme bilinmemekteydi.
Aten’de Yusuf, Musa’ya
Mısır üst tabakasında bunlar olup biterken büyük olasılıkla 3. Amenofis (Amenofisler Amonhotep olarak da bilinir) döneminde (1386-1353) Mısır’a yerleşen İbrani kabilesi bir takım dönüşümler geçirir. Bu dönemde sihir, büyü, kehanet serbesttir. Hz. Yusuf’un bu dönemde yaşadığı, sarayda vezir konumuna yükseldiği belirtilir. Akhenaton’nun geliştirdiği tek tanrılı inançla birlikte Mısır’da sihir, büyü ve kehanet yasaklanır. Horemheb’le birlikte eski dine dönülmüş olsa da iktidarda artan İbrani etkisine dönük tepki ve baskılar yoğunlaşır. Tam da böylesi bir süreçte “Mısır prensi Musa“ olarak anılan peygamber Musa’nın tek tanrı YAHWE kimliği etrafında İbrani kabilelerini örgütleyerek bir halk hareketini başlatması dikkat çekicidir. Mısır Sarayı’nda Nefertiti’nin gelişiyle birlikte Mısırlı Aten tanrısının tek tanrı katına çıkartılması nasıl ki Hurri kültürünün etkisiyledir, Hz. Musa’nın etimolojik olarak da netleşmiş olan Hurrice tanrı anlamına gelen YAHWE (Wahawe, o odur, ben benim) kimliğiyle yola çıkması benzer etkiye işaret etmektedir Hz. Musa’nın da aynı sarayda yetişmiş olması şaşırtıcıdır. Daha da ilginci Hz. İbrahim de M.Ö 1650‘lerde Hurri kültürünün dinsel merkezi olan Harran’dan (ki burası Mittannilerin de memleketidir) Babil hegemonyasına kafa tutması tüm bu gelişmelerin birbirleriyle ilintili olduğunu göstermektedir. Yahudi kökenli psikanalist Sigmund Freud (1856-1939) “Musa ve Tektanrıcılık“ adlı eserinde Hz. Musa’nın tek tanrı inancını Akhenaton’dan aldığını öne sürer. Yine alman edebiyatının önemli isimlerinden Thomas Mann “Yusuf ve kardeşleri“ adlı dört ciltlik romanında Akhenaton’a önemli bir yer ayırır.
Renkli kraliçe
Sonuç olarak; tarihçiler Mısır’ın bu dönemini ele alırlarken Nefertiti’nin rolünü görmezden gelirler. Amon rahiplerinin bir “felaket“ olarak ele alıp tasfiye etmeye çalıştıkları Nefertiti‘nin anlaşılmak istenmemesi en büyük adaletsizliklerden biridir. Mısırlı heykeltraş Thutmose tarafından yaklaşık 3350 yıl önce yapılmış Nefertiti büstünü 1912’de Amara’nın kalıntıları arasında bulan arkeolog Ludwig Berchardt onun için “renkli kraliçe“ tabirini kullanır. Mısır dilinde “güzel geldi“ anlamına gelen Nefertiti‘nin güzelliği fiziksel olmaktan çok onun dehası, zekası, bilgisi anlamında güzellik olarak algılanmıyor. Oysa büstü yapan heykeltraş asil, yetenekli, dirayetli bir kadını tasvir etmiştir. Nefertiti’nin kişiliği Mısır’ın bir başka kraliçesi Kleopatra gibi magazinleştirilerek sunulmaktadır.