Referandum: Ya demokratikleşme ya da erken seçim

Veysi SARISÖZEN yazdı —

  • Türkiye şimdi iki aktüel yol ağzında bulunuyor: Birincisi Başkan Apo’nun başlattığı“barış ve demokratik toplum süreci, ikincisi CHP’nin başlattığı erken seçim süreci. Her ikisi birbirine bağlı bu süreçlerin nasıl seyredeceği, CHP ve Dem Parti arasında ittifaka ve Dem Parti ile AKP arasındaki fiili müzakereye göre belli olacak.

Günlerden beri Kürdistan’da ve Türkiye’de iki halk referandumu yapılıyor. Alanlarda ve sokaklarda. Bu iki referandumda Kürt halkının ve Türk halkının çoğunluğu tek bir ortak noktada eylemli olarak birleşiyor: Demokrasi.

Gecikmeli bir benzerlik de var. Kürt halkı çeyrek asrı aşkın esaret ve tecrit altındaki önderine özgürlük için Newroz alanlarında. Türk halkı ise, Cumhurbaşkanı adayının dün tutuklanmasına karşı Türkiye’nin her yanında ayakta. 

Bu geciken benzerlik bir farka da yol açıyor: Kürt halkı Newroz’u neredeyse yarım asır boyunca, binlerce insanını toprağa, onbinlercesini zindana, milyonlarını göç yollarına vere vere bugün devlet terörünü geriletmenin gururu ile kutluyor. Türk halkı ise Çağlayan’da, İzmir Konak’ta, Türkiye’nin dört bir yanında, ilk defa böylesine bir devlet terörüyle yüz yüze gelmenin öfkesiyle alanları dolduruyor.

Bazıları “bu nasıl oluyor?” diye şaşkın. Soruyorlar: Devlete isyan eden bu Kürt halkı Amed’den İstanbul’a kadar her yerde Newroz’u böyle “sorunsuz” kutluyor, önderinin özgürlüğünü böyle “özgürce” istiyor da, biz Çağlayan’dan İzmir Konak’a kadar toplandığımız her yerde nasıl oluyor da Toma’larla, plastik mermilerle, coplar ve kalkanlarla, yerlerde sürükleniyoruz? 

Çünkü ne yazık ki “sustunuz” sevgili CHP’li kardeşlerim. Sustuğunuz için, sırası değilse de söyleyeyim “keşke sadece susaydınız”, Kürt kardeşlerinizin cesedi bir zırhlıya halatla bağlanıp Şırnak sokaklarında gün boyu sürüklenirken, bir kadın savaşçının cesedi çırılçıplak, postalla ezilirken o paralı asker postallıya “eli Kınalı Mehmetçik” dediğiniz için, Başkan Apo İmralı’ya kapatıldığı gün Başbakanınız Ecevit’i sırtınızda taşıdığınız, Erdoğan zora gelip çözüm sürecinde masaya oturdu diye “ordu neredesin” dediğiniz için, TBMM’de savaş tezkerelerine AKP ve MHP’yle birlikte oy verdiğiniz için şimdi “sıra size gelmiş bulunuyor.”

Dost acı söyler. 

Evet, bütün alanlarda ve sokaklarda çok büyük bir “demokrasi ortaklığı” ve geciken bir benzerlik var. Eğer “hurifiler” ya da “iyi saatte olsunlar”, ya da “üç harfliler”, cinler ve MİT’ler araya girip de nifak sokamazlarsa, Türk ve Kürt kardeşliği diyerek özlenen halklararası ittifak ufukta görünmüştür. CHP Genel Başkanı Newroz alanlarındaki halkın Newroz’unu kutlamış, Dem Parti Eşbaşkanları Çağlayan’da direnen halkı selamlamıştır. 

Türkiye şimdi iki aktüel yol ağzında bulunuyor: Birincisi Başkan Apo’nun başlattığı“barış ve demokratik toplum süreci, ikincisi CHP’nin başlattığı erken seçim süreci. Her ikisi birbirine bağlı bu süreçlerin nasıl seyredeceği, CHP ve Dem Parti arasında ittifaka ve Dem Parti ile AKP arasındaki fiili müzakereye göre belli olacak.

Barış ve demokratik toplum süreci kritik bir aşamadadır. Cemil Bayık’ın, Murat Karayılan’ın, Duran Kalkan’ın peş peşe yaptığı açıklamalar, sürecin bundan böyle nasıl gelişeceğinin tümüyle iktidara bağlı olduğunu göstermiştir. PKK üstüne düşeni yapmıştır, devlet ise “oyalama” yoluna koyulmuştur. İmamoğlu’nun ve arkadaşlarının tutuklanması, bıraktık İBB’yi, CHP’ye bile kayyım atamaya kalkışılması, “demokratikleşme+silahsız mücadele” denklemini alt üst etmiştir.

Erken seçim süreci ise, belli oluyor ki, AKP’nin ve MHP’nin devlet terörüyle önlenmeye çalışılacaktır. 

Bu durumda bana kalırsa CHP Başkan Apo’nun başlattığı süreci TBMM’de kurulacak bir komisyonda desteklemeye ve DEM Parti de CHP’nin başlattığı erken seçim süreciyle ilgili yeni bir yaklaşım geliştirmeye hazırlanmalıdır.

Aksi durumda bu iki süreç, hem CHP içindeki aşırı ulusalcılar, hem de muhalefet içindeki faşizan unsurlar tarafından birbirinin karşısına konacak, bir kere daha Türk ve Kürt halklarının temsilcileri karşı karşıya gelecektir.

Şu bir gerçek; eğer Başkan Apo’nun çağrısı amacına ulaşırsa, demokratikleşme yolunda erken seçimin yolu, hiç bir engel olmadan açılacaktır; buna karşılık iktidar demokratikleşmeye yanaşmayıp, çağrıyı sonuçsuz bırakırsa, erken seçimle Erdoğan rejimine son verilmesi, çağrının yolunu açacaktır.

Bu da gösteriyor ki, birbiriyle uyumsuz gibi görünen “fiili müzakere” ile “erken seçim kampanyası” gerçekte birbirini tamamlamaktadır.

O halde CHP İmamoğlu'nun adaylığını ilan ettiği şu andan itibaren erken seçim kampanyasını başlatacak, DEM Parti fiili müzakerede son bir gayretle sonuç almaya çalışacak, görüşüme göre, çok kısa bir zaman içinde her iki güç ve tüm muhalefet Erdoğan rejimine karşı aynı yolda birleşecektir.

En önemlisi ise hala devam eden tecrite karşı Başkan Öcalan'ın bu kritik aşamaya müdahale etmesi, tehlikeli gelişmelere karşı halklara yeniden yol göstermesi için "Öcalan'a özgürlük" hamlesini var güçle yükseltmektir.

"Yazımı bitirdikten sonra Dem Parti Eşbaşkanı Bakırhan'ın Çağlayan'da CHP Genel Başkanı ile birlikte kürsüye geldiğini gördüm.
Selamlıyorum.

paylaş

   

Yeni Özgür Politika

© Copyright 2025 Yeni Özgür Politika | Tüm Hakları Saklıdır.