Güncel

Yepyeni bir süreç

Suat BOZKUŞ yazdı —

  • Biz geçmişi unutmayız ama geçmişe de takılıp kalamayız. Geçmişten aldığımız derslerle birlikte ileriye bakma zamanıdır. Geçmişe takılarak gelecek için siyaset yapılamaz.

Ekim ayında ilk temaslar basına yansıdığında işin ciddiyeti pek kavranmadı. Bahçeli’nin açık çağrısından sonra gelişmeler hızlandı ve hiç tahmin edilmeyen gelişmeler başladı. Herkes basından-medyadan bu hızlı gelişmeleri takip ediyor.

İşin başında AKP’ye yakın bazı kesimler “Yeni bir çözüm süreci olmayacak” diyorlardı. Bununla 2013-15 arasındaki diyalog sürecini kastediyorlardı. Haklı da çıktılar. Çünkü “aynı suda iki defa yıkanılmaz.” Eskiden yaşanmış olanların bir tekrarı değil de, daha önce hiç yaşanmamış olan yepyeni bir süreç yaşanıyor. Bazıları çok şaşırsa da, hala anlamasa da aslında gelişmeler çok da şaşırtıcı değil. Bunun için gizemli istihbari bilgilere de gerek yok. Kürdistan Özgürlük Hareketi’ni medyadan bile olsa ciddi olarak takip edenler için bu gelişmeler hiç de sürpriz olmamalı. Öcalan’ın görüşleri Türk medyasında yer almaya başladığından beri açıklanan tüm görüşler barışçı çözümden yanadır. Bu görüşmeler M. Ali Birand’ın röportajıyla başladı. Baştan büyük polisiye operasyonlarla gazete binası ablukaya alınıp gazetenin dağıtımı engellendi. Ama kısa bir süre sonra sayısız medya mensubu Bekaa’da, Şam’da Öcalan ile görüşme kuyruğuna girdiler. Kürt hareketinin HEP ile başlayan ve SHP listelerinden TBMM’ye girmesiyle başlayan süreç bir umut dalgası yaratsa da, bu atılım da Çiller-Demirel darbesiyle bastırılmıştır. Özal döneminde Özal’ın da teşvikiyle ilk ateşkes gündeme geldi. Ama sorunu tartışmaya ve çözmeye hazır olmayan, tam tersine karşı olan ırkçı çeteler hem Özal’ı, hem de Özal yanlısı birçok generali, bürokratı katletti. Sonra da sıra aydınlara ve vatandaşlara geldi. 93 konseptiyle ülke yönetimine el koyan Demirel-Çiller-Ağar-Güreş diktası 2-3 yıl içinde milyonlarca insanı göçertip yirmi binden fazla yurtseveri, devrimciyi de terörist diyerek katletti. Daha sonraları 98 ateşkesi olsa da bu da devlet tarafından bozuldu. Bunun sonucunda büyük bir uluslar arası komplo ile Öcalan Suriye’den çıkarıldı ve Yunanistan, Rusya, Roma üzerinden Kenya’da biten uluslar arası bir komplo ile İmralı zindanına atıldı.

En son gündeme gelen 2013-15 arası Diyalog süreci de müzakere ve çözüm aşamasına gelince devlet tarafından engellendi. O günden beri Öcalan ağır bir tecrit altına alınıp ailesi ve avukatlarıyla görüşmesi bile yıllarca engellenmiştir. Tecrit altındayken bile, Öcalan her fırsatta siyasi çözüm seçeneğini gündeme getirmiştir.

Sürpriz gelişmeler devlet politikasında ve partilerinde oldu. Düne kadar beka sorunu var deyip meydanlarda elinde urganla gezenler Öcalan ile görüşmeye başladı. HDP ve DEM Parti kapatılsın diye kampanya yapanlar şimdi yeni süreçte DEM Parti’ye düşen rolün önemini anlamaya başlamıştır. Biz geçmişi unutmayız ama geçmişe de takılıp kalamayız. Geçmişten aldığımız derslerle birlikte ileriye bakma zamanıdır. Geçmişe takılarak gelecek için siyaset yapılamaz.

Küçük esnaf gibi ne aldık-ne sattık, kaça aldık kaça sattık diye yaklaşanlar, ya da bir işyerindeki toplu sözleşme gibi yaklaşıp her şeyi her yere yazmak isteyenler hala anlamıyor demektir. Bu bir ekonomik toplu sözleşme değil siyasal-toplumsal bir sözleşme olacaktır. Bunun olması için ilk adım silahların susması, silahlı mücadele amacıyla kurulmuş örgütlerin feshi ve siyasetin konuşmasıdır. Siyaset açık-barışçı zeminde yürütüldükten sonra kitlelerin isteğine göre her şey gündeme alınıp çözülebilir.

PKK ateşkes ilan etti. Bir devir kapandı, yeni bir devir açıldı.

Soru ve sorun çok. Ama taraflar ciddi ve yapıcı olursa geçmişteki bütün çözüm örneklerinden esinlense de kendi modelimiz ortaya çıkacak ve bütün dünyaya örnek olacak.

Bu, 3-5 günlük değil 90’lardan beri süregelen 35 yıllık bir sürecin, mücadelenin ve birikimin ürünüdür.

Öcalan ve Kandil adına ve de HDP-DEM Parti adına ahkam kesip yalanlar uyduran bir sürü sahtekar-yalancı pehlivan vardı. Ortalık terör uzmanı-azmanı yalancılardan geçilmiyordu. Eline bir sopa alan ekran başına geçip terörü nasıl ezeceğini anlatıyordu. Trol ordusu da cabası! Şimdi hepsi de işsiz ve aç kalmanın telaşıyla şaşkın. Hepsi de arazi olmuş. Onlara ekmek kalmadı, rant kapıları kapanıyor.

Güneş doğunca karanlık dağılıyor.

Yıllar önce Öcalan “Silahlar sussun, siyaset konuşsun” demişti.

Silahlar sustuğuna göre siyasetin konuşması zamanı gelip çatmıştır.

paylaş

   

Güncel

Yeni Özgür Politika

© Copyright 2025 Yeni Özgür Politika | Tüm Hakları Saklıdır.