Bakırhan: Tercih değil zorunluluk

Dünya Haberleri —

Avrupa Birliği, Türkiye, Ortadoğu ve Kürtler’ konferansı

Avrupa Birliği, Türkiye, Ortadoğu ve Kürtler’ konferansı

  • Brüksel’de 19’uncusu yapılan ‘Avrupa Birliği, Türkiye, Ortadoğu ve Kürtler’ konferansında konuşan DEM Parti Eşbaşkanı Tuncer Bakırhan, Kürt sorununun çözümünün bir tercih değil zorunluluk olduğunu söyledi.
  • Bakırhan: “Türkiye'nin demokratikleşmesi, ekonomik bağımsızlığı Kürt meselesinin çözümüne bağlı. Bu bir siyasi tercih değil, varoluşsal bir zorunluluk olarak görüyoruz. Geçmişten çıkarılacak dersler var.”
  • Konferansın 2. gününde konuşan Avukat Mazlum Dinç: “Abdullah Öcalan çağrı yapmasına rağmen umut hakkına dair henüz bir adım atılmadı. Herhangi bir siyasi pazarlık olmaksızın  adım atılması gerekiyor fakat bu henüz olmadı.” 

Avrupa Türkiye Yurttaş Komisyonu (EUTCC) tarafından organize edilen "Avrupa Birliği, Türkiye, Ortadoğu ve Kürtler" başlıklı konferans, Belçika'nın başkenti Brüksel'de yapıldı. AP’de temsil edilen birçok siyasi parti ve grubun temsilcileri ile insan hakları çalışmaları yapan STK’ların yoğun ilgi gösterdiği konferans iki gün sürdü. 19’uncusu Avrupa Parlamentosu'nda (AP) yapılan konferansın 2. gününde konuşan DEM Parti Eşbaşkanı Tuncer Bakırhan, Kürt sorununun küreselleştiğine dikkat çekti. Rêber Apo ile gerçekleştirdikleri 4 saatlik toplantıyı özetleyen Bakırhan; “Abdullah Öcalan'ın 27 Şubat tarihli çağrısı çok önemli… Bölgede istikrarlı bir Türkiye Avrupa içinde önemli ve faydalı olacaktır” dedi. 

"Türkiye'de yeni dönem; barış ve çözümün için engeller ve fırsatlar" başlıklı ikinci gün oturumun moderatörlüğünü Kurd-Akad'dan Dersim Dağdeviren yaptı. Avukat Mazlum Dinç de yaptığı sunumda, Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın 1993’den beri demokratik yönetemlerle çözüm çabalarını tekrar hatırlattı. “Barış ve Demokratik Toplum” çağrısı ile başlayan dönemin çökmesi halinde büyük yıkımın yaşanacağını Rêber Apo’nun sözleri ile aktardı.

 

 

Çağrı küreselleşen soruna çözümdür

DEM Parti Eşbaşkanı Tuncer Bakırhan, Rêber Apo ile yaptıkları 4 saatlik görüşmeyi özetledi. Tuncer Bakırhan: "Yaşanan bu savaş ile birlikte toplumda çok ciddi bir kutuplaşma yaşandı. Hukuk araçsallaştı ve iktidarın elindeki bir sopa haline geldi. Ekonomi ciddi bir krize girdi. Partimize dönük baskılar arttı. Barış umutları da neredeyse yok edildi. Bu süreçte tüm toplamsal kesimler arasında fay hatları oluştu ve 10 yıllık süreç içinde bu kutuplaşma çok ciddi bir artış gösterdi. Fakat Abdullah Öcalan'ın 27 Şubat tarihli çağrısı çok önemli. 

Çözüm varoluşsal bir sorun

Kürt meselesi artık bölgesel ve küresel boyuta ulaşmış durumda. Sadece Kürtlerin değil diğer toplumsal yapılarında sorunları görünür hale geldi. Türkiye'nin demokratikleşmesi, ekonomik bağımsızlığı Kürt meselesinin çözümüne bağlı. Bu bir siyasi tercih değil, varoluşsal bir zorunluluk olarak görüyoruz. Geçmişten çıkarılacak dersler var. Önceki çözüm sürecini enine boyuna tartışıyoruz. Tüm eksiklerine rağmen önceki çözüm süreci toplumsal güvenin, demokrasinin inşa edildiği bir süreç oldu. Ekonomik refah çok ciddi bir artış sağladı. Barış sürecinin ülkenin önünü açtığını görmüş olduk.”  

Kayyum sopası ile terbiye

Kürt kentlerindeki kayyum uygulamaları ve Ekrem İmamoğlunun tutuklanmasının hukukun ortadan kaldırıldığına delil olduğunu söyleyen Eşbaşkan Bakırhan; “İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu'nun tutuklanması hukukun zedelendiği hatta ortadan kaldırıldığının çok somut bir örneğidir. 16 milyonluk bir kentin belediye başkanı hukuk sopası ise terbiye edilmek isteniyor. Bildiğiniz gibi Kürtlerin kazandığı belediyelere kayyum atanıyor. Dışarıdan gelen bir memur belediyeyi gasp ederek, sosyal kültürel kurumların kapılarına kilit vuruyorlar” dedi. 

Demokrasi için çalışıyoruz

Tuncer Bakırhan, AB-Türkiye ilişkilerindeki gelgitlere dikkat çekerek: “Bu sürecin önünde dış etkenlerde var. Öngörülemez bir uluslararası ilişkiler sürecinden geçiyoruz. Anlık değişen kararlar, ilkesiz dış siyaset ülkeye çok ciddi etki ediyor. Bu sorun Avrupa'yı da doğrudan etkiliyor. Türkiye'nin demokratikleşmesi demek aynı zamanda Avrupa'yı da etkileyecektir. Ortadoğu'da Kürtlerin öncülüğünde yürütülen siyaset oldukça demokratik ve takdire şayan. Yine işçi emekçiler, kadınlar, gençler, ötekilerin faydasına bir siyaset yürütüyoruz. Demokrasi ve insan hakları alanındaki duruşumuz Avrupa içinde büyük bir fırsat sunuyor. Suriye'ye bakıldığında daha rahat görülüyor. Êzîdîlerin, Türkmenlerin, Kürtlerin, Arapların, kadınların gençlerin bir arada yaşadığı bir sistem kuruldu. Demokratik bir anlayış, demokratik bir yönetim uygulanıyor.

AB-Türkiye ilişkileri de çalkantılı bir süreçten geçiyor. Bölgede istikrarlı bir Türkiye Avrupa içinde önemli ve faydalı olacaktır. Türkiye'nin iç barışı doğrudan Suriye'deki gelişmeleri, Irak'taki gelişmeleri etkileyecektir. Bu da doğrudan Avrupa'ya doğru göçü azaltacaktır. Barış ve demokrasi tarihi bir kazanım olacaktır bunun için çalışıyoruz.”

 

 

Öcalan 1993’ten beri barış arayışında

Asrın Hukuk Bürosu avukatlarından Mazlum Dinç de yaptığı konuşmada, Umut Hakkı ve hukuki konuları değelendirdi. Dinç, Kürt halk Önderi Abdullah Öcalan'ın 1993'ten bu yana barış arayışında olduğunu söyledi. Türkiye'yi barış ve demokrasi zeminine çekmek istediğini fakat bunun karşısında bu güne kadar çözüm iradesi geliştirebilecek bir siyasi yönetim olmadığını hatırlattı. Mazlum Dinç: "Söz konusu Kürtler veya Abdullah Öcalan olduğu zaman hukuk uygulanmıyor. Ancak günümüzde bu hukuksuzluk artık tüm kesimlere yayılmış durumda. Bu gedik sayın Öcalan'a dönük hukuksuzlukla açıldı ve o dönem herkes sustu. Bizim mücadelemiz devam etti. Abdullah Öcalan Türkiye'ye getirildiğinde idam kaldırıldı fakat onun dışında infaz çok ağır değildi. Abdullah Öcalan tutsak edildikten sonra 'ağırlaştırılmış müebbet hapis' diye bir infaz rejimi getirildi ve ölünceye kadar cezaevinde kalmanın önü açılmış oldu. Bunun mücadelesini sürdürdük ve konuyu AİHM'e taşıdık. AİHM de 18 Mart 2014 tarihinde bu yasanın işkence suçu olduğuna karar verdi. Ancak 11 yıldır Türkiye hala bir adım atmış değil.”

Umut hakkı pazarlık konusu değil

Umut hakkı konusunda somut adımların atılmadığına dikkat çeken avukat Dinç; “Abdullah Öcalan çağrı yapmasına rağmen umut hakkına dair henüz bir adım atılmadı. Herhangi bir siyasi pazarlık olmaksızın bu anlamda adım atılması gerekiyor fakat bu henüz olmadı. Abdullah Öcalan son çağrısında dikkat çekiyor, bu sürecin akamete uğraması durumunda çok daha ağır kayıpların yaşanacağına işaret etti. Abdullah Öcalan'ın inisiyatif aldığı bu süreç son şans olabilir. Herkes bu anlamda sorumluluk almalıdır. Herkesin ağır bedeller ödeyeceği bir süreç. Bunu görerek bu sürecin inisiyatifini iktidara bırakacak ve beklentili bir ruh haline girilmemesi gerekiyor. Bu sürecin sürmesinin temelinde Abdullah Öcalan'ın özgürlüğü yatıyor. Abdullah Öcalan'ın önünün açılmasında Avrupa'nın da sorumluluğu var. Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan'a dönük hukuksuzluk karşısında tutum alabilecek kurumlar olmasına rağmen, bu anlamda bir gelişme göremedik. İlgili kurumlar sorumluluk üstlenip demokrasinin gelişmesi için teşvik edici bir pozisyonda olmaları gerekiyor” dedi. 

Türkiye’nin 100 yıllık Türk sorunu

Wageningen Üniversitesi’inden Joost Jongerden de yaptığı konuşmada, Türkiye’deki sorunun adlandırılmasına karşı çıktı. Jongerden: "Türkiye’de Kürt sorunu yerine 100 yıllık bir Türk sorunu var. Bizim bunu konuşmamız ve tartışmamız gerekiyor. Bu sorunun çözümü için Abdullah Öcalan’ın çağrısı tarihidir. Bütün tarafların kulak vermesi gerekiyor. Barışa ulaşmamız için çağrı hayata geçmelidir. Çünkü 2009’da Türkiye ile PKK arasında başlayan süreç olumsuz sonuçlandı. Bu dönemin tekerrür etmemesi için iletişim kanallarının açılması gerekiyor. Engeller aşılmalı. Abdullah Öcalan ile PKK yöneticileri görüşmeli. Devlet üzerine düşen sorumluluklarını yapmalı.”

Rêber Apo'nun 25 yıl önce yazdığı bir kitapta” Bir Muhatap Arıyorum” sözünün hala geçerliği olduğunu söyleyen Jongerden, “Umarım bu sefer aradığı muhatabı bulur” dedi. Joost Jongerden, Avrupa Birliği ülkelerinin PKK’yi terör örgütler listesinden çıkarma çağrısında bulundu. HABER MERKEZİ

paylaş

   

Yeni Özgür Politika

© Copyright 2025 Yeni Özgür Politika | Tüm Hakları Saklıdır.