Barış ve öz savunma
Forum Haberleri —

Kürt halkı
- Gerçek bir barış, iktidar yapılarının yeniden şekillendiği, toplumsal ilişkilerin dönüştüğü ve halkların özgürce var olabildiği bir düzenin inşasıdır. Bunu da toplum kendine ait savunma mekanizmalarını geliştirerek sağlayabilir.
SİNAN CUDİ
Önder Apo’nun "Barış ve Demokratik Toplum Çağrısı", Kürt sorununun çözümünde yeni bir döneme kapı aralayan tarihi bir adım olmuştur. Silahlı mücadeleden demokratik siyasete geçişin önemini vurgulayan çağrı, Türkiye’de demokratikleşmenin kaçınılmaz bir gereklilik olduğunu da ortaya koymuştur. Bu çağrı, iktidar yapılarının dönüşümü ve toplumsal ilişkilerin yeniden düzenlenmesi sürecinde bir kırılma anıdır.
Tabii ki iktidar ilişkileri sadece devletin baskıcı aygıtlarıyla sınırlandırılamaz. Toplumsal ağlara yayılan bir olgudur. İktidar, bireyler ve gruplar arasındaki ilişkiler içinde sürekli olarak üretilir, yeniden şekillenir ve direnç noktaları yaratır.
İktidara karşı geliştirilen bu direnişin alternatif toplumsal düzenlerin inşasında kritik bir rol oynadığı da aşikardır. Bu anlamıyla Kürt Özgürlük Hareketi mevcut iktidar yapılarına karşı direnişin ve özgürlük arayışının temsilcisi konumundadır. Eğer barışın gelişmesini istiyorsanız, bu arayışın tanınması ve demokratik mekanizmalar içinde yeni bir paylaşımına dönüşmesi gereklidir.
Çünkü Kürt-Türk barışının sağlanması için öncelikli olarak demokratik katılımın geliştirilmesi ve kalıcılaştırılması gerekmektedir. İktidarın bireyler üzerindeki etkisi yalnızca yasalar ve devlet aygıtları üzerinden değil, aynı zamanda mikro düzeydeki toplumsal ilişkiler yoluyla da işler. Dolayısıyla, Kürtlerin siyasi, ekonomik ve kültürel alanlarda eşit katılımının sağlanması, barışın sürdürülebilirliği açısından kritik bir adımdır.
Bu katılımı Önder Apo özce “toplumun kendisini sürdürmesi için gerekli olan ahlaki ve politik kurumlarını oluşturma” hakkı olarak tanımlar. Toplumun bu kurumlarını çalıştırmasına izin verilmemesini de iktidarların baskı ve sömürü cenderesine alınması olarak değerlendirir ve ekler, bu “savaş hali”dir.
Eğer toplumun kendisini sürdürebilmesini sağlayan kurumlar bu şekilde saldırı altındaysa “...toplumun yapabileceği tek iş kalmıştır: Öz savunma.”
Savaş ve barış meselesine bir de buradan bakmak gerekmektedir. Silahlara yönelmenin nedeni öz olarak bu durumken silahların bırakılması da öz savunma mantığını yeniden sorgulamayı gerektirir.
Bundan sonra öz savunma nasıl yapılacaktır?
Toplumun kendisini sürdürebilmesi için gerekli olan ahlaki ve politik kurumlar nasıl korunacaktır?
Savaş ve barış sorununda öz savunmanın yeri nedir?
Önder Apo bunu Özgürlük Sosyolojisi kitabında şu şekilde özetliyor; “Barışın gerçekleştirilmesi ancak toplumların öz savunması işler halde olursa, dolayısıyla ahlâki ve politik toplum karakteri korunur ve sağlama alınırsa gerçek anlamına kavuşabilir.”
Bu anlamıyla gerçek bir barış, iktidar yapılarının yeniden şekillendiği, toplumsal ilişkilerin dönüştüğü ve halkların özgürce var olabildiği bir düzenin inşasıdır. Bunu da toplum kendine ait savunma mekanizmalarını geliştirerek sağlayabilir.
Unutmayalım, Barış, yalnızca bir uzlaşı değil, aynı zamanda iktidarın yeniden dağılımına dair radikal bir dönüşüm sürecidir.