Güncel

Artık tahliyeyi beklemiyordum

Kadın Haberleri —

Güler Bilen

Güler Bilen

  • Güler Bilen, 1994 yılında 17 yaşındayken gözaltına alındı ve kemik testi yapılmadan müebbet hapisle cezalandırıldı. “12 Eylül’de Erdal Eren’e yapılmıştı” diyen Bilen, 30 yıl tutsak alındı ve tahliyesi 3 kez ertelendi. Ve Bilen, 32 yılın ardından özgürlüğüne kavuştu.
  • Bilen, yaşının büyütülmesine karşı hukuk mücadelesini bırakmadı ve son olarak 2021’de açtığı davanın duruşması 3 Nisan’da. Bilen, “Bana geçmişi geri getirmeyecek bu süreç. Ama benim durumumda çok kişi var. En azından onlar açısından da emsal karar olacak” dedi.

Çıkan kişi çıkacağı için mutlu da olsa bir yanın içerde kalıyor. Birlikte yaşadığın, ailenden daha çok birlikte paylaştığın insanlar senin ailen oluyor. Çok hüzünlü çıktım açıkçası. Bu duyguyu çıkan herkes yaşadı, sadece müebbetlik değil 5 yıl yatan da geride bıraktığı insan oldukça bunu yaşıyor” diyor Güler Bilen. Bilen, reşit olmadığı halde müebbet hapisle cezalandırıldı ve 32 yıl boyunca tutsak edildi. Geçtiğimiz gün özgürlüğüne kavuştu.

Tarih, 1994. Güler Bilen, 17 yaşındaydı. Reşit olmadığı halde kemik yaşının tespitini talebi reddedilerek Devlet Güvenlik Mahkemeleri (DGM) tarafından müebbet hapisle cezalandırıldı. 30 yılı dolunca tahliyesi Cezaevi İdari ve Gözlem Kurulu tarafından üç kez ertelendi.  Bilen, ilk tutuklanma sürecinde mahkemelerden kemik testi istedi ancak reddedildi. Yani çocuk mahkemesinde yargılanması gerekirken reşitlerle aynı cezayı aldı. O süreci Jinnews’e anlatan Bilen, “12 Eylül’de Erdal Eren’e yapılmıştı. Özellikle avukatların bu talepte bulunmasına rağmen buna ret cevabı vermeleri ve aslında 30 yıldan sonra mahkemelerin kemik testine onay vermesi de düşündürücü. Benim sürecimde olan birçok arkadaşım bu mağduriyeti yaşadı ve hala yaşayan da var. Uzun bir dönem oldu. Çok cezaevi dolaştık, cezaevi mekânlarında büyüdük. 30 yılı bu mekânlarda geçirdik” dedi.

Açtıkları davalarda hep ret kararı verildiğini, son olarak 2021’de açtıkları davanın 30 yılın ardından cezasının bittiği Ağustos ayında İstinaf Mahkemesi’nden döndüğünü belirten Bilen, “Bu dava 3 yıl devam etti. 3 Nisan’da Adana 13’üncü Asliye Hukuk Mahkemesi’nde duruşmaya katılacağım. Mahkemeye ‘tahliye oldum, beni tam teşekküllü bir hastaneye ya da Adli Tıp Kurumu’na kemik testi için gönderin’ diyeceğim. Bu güne kadar cezaevinde yapılmadı, cezam bittikten sonra kabul etmeleri hukuk siteminin nasıl siyasallaştığını gösteriyor. Bana geçmişi geri getirmeyecek bu süreç. Ama benim durumumda çok kişi var. En azından onlar açısından da emsal karar olacak” ifadelerini kullandı.

 

 

Tahliyesi 3 kez ertelendi

Bilen, tahliye olması gereken zamanda tahliye edilmeyen 30 yıllık tutsaklardan sadece birisi. Geçtiğimiz yıl Temmuz ayında koğuşta Kürtçe şarkılar eşliğinde çekilen halay gerekçe gösterilerek halaya katılmayanlar da dâhil koğuştaki bütün tutsaklara toplu dava açıldığını, dava sonucunda herkesin beraat ettiğini ifade eden Bilen, şöyle devam etti: “Bana açılan ikinci bir disiplin cezası oldu. 1 ay pratik 1 ay da kaldırma süreci vardı. Bu süre dolmuş olmasına rağmen cezam 7 ay uzatıldı. Bu süre zarfında 3 defa tahliyem ertelendi. Geçen yıl Ağustos, Kasım ve Aralık ayında 3 kez kurul toplandı ve her birinde de ‘iyi halli’ olmadığıma karar verildi. Sonuncusunda artık tahliyeyi beklemedim. Nuran Duran ile birlikte çıktık kurula, onun tahliyesi ertelendi. İkinci uzatmam 6 aydı. Tahliye kararını ise son anda söylediler.”

Rehin alma uygulaması

Cezaevi İdari ve Gözlem Kurulu’nun kendisinde yarattığı duygunun ‘rehin alma’ olduğunu vurgulayan Bilen, “Çıkmam gerekirken, bırakılmadım. 4 yıl önce oluşturulan kurul sistemi adil ve demokratik değil. Psikologların memurların bir araya gelip oluşturduğu kurul sizin dışarıya hazır olup olmadığınıza karar veriyor. Var olan mahkemenin size vermiş olduğu hükmün dışında bir de cezaevinde size verilen hüküm var. Bunun hukuki bir tarafı yok zaten. Kurula çıksan da çıkmasan da uzatma kararı veriyorlar. Kurulu protesto edip çıkmayan arkadaşlar da uzatma kararı aldı, çıkan arkadaşlar. Normalde geçen yıl 30 yıllık arkadaşlardan 4 veya 5’inin çıkması bekleniyordu. Savcıya ‘7 aydır uzatma verdiniz bir aylık disiplin cezası idi 7 ay uzadı ve 3’üncü defadır cezam uzatılıyor’ dedim. Savcı ‘disiplin cezası olduğu için uzatıldı’ dedi. Geçen Aralık ayında iyi halli tahliyeme üç gün kalmıştı. Üç gün bekleselerdi tahliye olacaktım. 3 gün kala kurul toplanınca ‘iyi halli değildir’ ‘üç ay daha uzatma’ kararı verildi. Bu, kişiyi rehin alma, teslim alma, direncini kırmaya dönük bir uygulama. Çünkü antidemokratik bir yaklaşım 12 Eylül döneminde bile uygulanmamış” dedi.

Şakran Kadın Cezaevi’nde tahliyesi uzatılanlarla toplam 4 tutsağın yakın zamanda tahliye olması gerektiğini belirten Bilen, şunları ekledi: “Önceden Ev Tipi Cezaevleri vardı ve koşullar daha farklıydı. Ama 2000’den sonra kampüs tipi cezaevleri yaratıldı. Daha tecrit içerikli. 2012 yılından beri Şakran’daydım ve daha fazla tecrit vardı, tecrit duygusundan hiç kurtulmadık. Var olan birçok hakkın hiçbirinden yararlanamıyoruz. Kurslar, koğuşlar arası görüş haklarımız hiç yerine getirilmiyor. Koğuş değişimi mesela, aslında bir ihtiyaç. Belli bir zamandan sonra görmediğin bir akraban tanıdığın oluyor. Onların yanına gitmek bile engelleniyor. Aslında insani olan bir talepken siyasi bir yaklaşım olarak ele alınıyor ve reddediliyor. Tabi ki sıkıntı yaratıyor. Belli zamanlarda doğal olarak dönem dönem açlık grevleri oluyor, eylemler oluyor. Çünkü birçok imkândan yararlanamıyorsunuz.”

 

 

En çok kadınlar tecrit ediliyor

Tecrit ve baskının kadınlara daha fazla uygulandığını dile getiren Bilen, “Sistem içinde politikleşen, kimliği için mücadele eden kadın sistemin istemediği kadın. Sistem istemez bunu. Sistemin doğasına aykırı. Ama bu coğrafyada bu daha fazladır. Bu baskıyı her geçen gün yaşayarak hissediyoruz” diye belirtti.

‘Umut hakkı’ pazarlık konusu yapılıyor

Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’la görüşmelerin başlamasının ardından öne çıkan “umut hakkının” uygulanması gerektiği tartışmalarına değinen Bilen, aslında Türkiye’nin de tarafı olduğu Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinde (AİHS) bulunduğunun altını çizdi.

Bilen, “25 yıldan sonra cezaevindeki kişinin sağlık durumunu, yaşını göz önünde bulundurarak umut hakkından yararlandırılması bir haktır. Ama elbette şu an ağırlaştırılmış müebbetten yatan birçoğu için bir heyecan umut oluşturmuştur. Daha yeni olduğu için ne kadar gerçekleştirilir bilmiyoruz. O da şu an hayata geçmesi gerekirken pazarlık konusu oluyor. AİHM kararlarına uyulmuş olsaydı birçok tutsak yararlanacaktı” şeklinde konuştu.

Tutsaklar sürecin bir tarafı

Devam eden süreçte siyasi tutsakların da bir taraf olduğunu ifade eden Bilen, “Daha önceki çözüm süreçleri hayal kırıklığı yarattı. Cezaevlerinde İmralı ile paralel bir düşünce çıktı hep. Şu anda anlamaya dönük bir yaklaşım var. Politik tutsaklar bunu az çok bilen insanlar, uzak değiller, sürecin tanıklarıdır, yaşayanlarıdır. Çok umutlu da umutsuz da değiliz. Hala anlamaya çalışıyoruz. Çok net şu şudur dersek objektif olmayabiliriz. Hala devam eden bir süreç var ve bizler de gözlemliyoruz. Ama heyecan herkeste oluştu” ifadelerini kullandı. İZMİR

 

paylaş

   

Güncel

Yeni Özgür Politika

© Copyright 2025 Yeni Özgür Politika | Tüm Hakları Saklıdır.