Güncel

Amor: Çağrı yeni bir yol açtı

Dünya Haberleri —

Nacho Sanchez Amor/ foto:AFP

Nacho Sanchez Amor/ foto:AFP

  • İmralı’dan yapılan çağrı sonrası tarafların sorumluluklarını hatırlatan AP Türkiye Raportörü Amor, “Sayın Öcalan’ın çağrısı bir deprem niteliğindedir, bu çağrıyla yeni bir yol açılmıştır” dedi. 
  • DEM Parti ve CHP’ye dönük tutuklama ve kayyum politikası ile Türkiye’nin AB’ye tam üyelik macerasının uyumsuz olduğunu söyleyen Sanchez Amor, tam üyelik için “Bu yaklaşımla imkânsız” dedi. 

Rêber Apo’nun İmralı heyeti aracılığıyla yaptığı “Barış ve Demokratik Toplum” çağrısının üzerinden 3 hafta (21 gün) geçti. Tarihi çağrı, Kürdistan ve Türkiye kadar Avrupa Birliği ve Avrupa Parlamentosu'nda da yankı buldu. Avrupa Parlamentosu (AP) Türkiye Raportörü Nacho Sanchez Amor, yaşanan mücadelenin ve şiddetin, Kürt halkının haklarının Türkiye’de yok sayılmasıyla başladığına dikkat çekti. Amor, Türk Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın müzakereyi “esir politikası” ile yürüttüğüne ve bunu bir yönetim yöntemi olarak benimsediğine dikkat çekti.

Medya Haber televizyonundan parlamento muhabiri Hüseyin Elmalı’ya konuşan Raportör Nacho Sanchez Amor, bir İspanyol olarak Bask ve Katalonya tecrübeleri olduğunu, politik sorunların çözümünde demokrasinin ve vatandaşlık haklarına saygının esas olduğunu vurguladı. Türk devletinin yapması gereken ödevler olduğunu söyledi.

Raportör Amor, Elmalı’nın PKK’nin silah bırakması, vatandaşlık hakları, halklar arasında güven artırıcı adımlar ve gelişecek süreç ile ilgili sorularını yanıtladı. Amor, çözülemeyen Kürt sorunu, otoriterleşme, kayyumlar ve demokrasiden uzaklaşan Türkiye’nin AB’ye tam üyeliğinin ve Gümrük Birliği’nin yenilenmesinin hayal olduğunu söyledi.

Yeni bir yol açılmıştır

Tarihi çağrının dengeleri değiştiren niteliğini “deprem” olarak nitelendiren Sanchez Amor, “Sayın Öcalan’ın çağrısı bir deprem niteliğindedir, bu çağrıyla yeni bir yol açılmıştır.” dedi. “PKK’nin eylemlerinin durması, sürmekte olan müzakerelerden ayrışır ama aynı zamanda bunların bir parçasıdır.” diyen Raportör Amor, PKK’nin silah bırakması tartışması için de, “Umarım gerçekleşir. Eğer öyle olursa, müzakereler şiddetten ayrışır. Bu adım, istişareler için bir ön şarttır ve öyle olmalıdır.” dedi.

Çatışmasız çözüm yaklaşımı akıllıcadır

Kürt halkının kolektif haklarının sağlanmasında dönüm noktası olabilecek bu hamlenin çok akıllıca yapıldığına dikkat çeken Raportör, “Şartın uygulanmaması, Türk otoriteleri için sorun yaratabilir. Ancak Sayın Öcalan’ın ‘şiddetsiz ve çatışmasız bir ortamda sorunları müzakereyle çözelim’ duruşu, politik açıdan akıllıca bir yaklaşımdır. Bu karara varılması, kanaatime göre Suriye’deki yeni anlaşmayla bağlantılıdır.” dedi.

Kürtlerin yok sayılması şiddeti başlattı

Kürt halkının kolektif, kültürel ve dil haklarının tanınması gerektiğini vurgulayan Amor, “Yeni süreç beklediğiniz yönde ilerliyor mu?” sorusuna, “Evet, kesinlikle öyledir. Gelecekte şiddetin olmadığı bir ortamda meseleler politik olarak konuşulmalıdır. Türkiye’de Kürt halkı, vatandaşlar olarak haklarının anayasal kapsamda ele alınmasını ve çözüme kavuşmasını gerektirir. Türkiye’de meseleler açıkça konuşulmalıdır. Şiddet, Kürt halkının haklarının yok sayılmasından kaynaklanmıştır. Şiddetin devre dışı kalması, meselenin politik sahada konuşulmasına vesile olur. Şiddet sarmalı bittiğinde, Kürt halkının haklarına kavuşması gerekir” dedi.

Haklar anayasal güvencede olmalı

“Sayın Öcalan’ın çağrısı, politik hakların tanınmasına dayanır ve bu normaldir.” diyen Sanchez Amor, “Demokrasilerde insanların kültürel ve kimliksel haklarına saygı duyulur, tanınır. Sorunlar ile çözüm arasında tam bir bağ vardır. Kürt halkının bir ajandası bulunur ve bu, demokratik haklarının gelişmesiyle ilerler. Her vatandaşın haklarına saygı duyulmalıdır. Türkiye’de vatandaşların demokratik haklarının gelişmesi, Kürt meselesinin çözümüyle bağlantılıdır ve birbirini etkiler. Bir İspanyol olarak somut tecrübelerim var. Bask ve Katalan meselesinin çözümü, İspanya’daki demokratikleşmeyle birlikte ilerledi; bunu yaşadım, gördüm. Kürt meselesinin çözümü, Türkiye’de demokratikleşmeyi doğrudan etkiler ve katkı sağlar.” dedi.

“Esir” politikası ahlaken anlaşılmazdır

DEM Partili ve CHP’li belediyelere kayyum ve soruşturma ile uygulanan baskılara da değinen Amor, “Mesele şu: Türk hükümeti, her müzakerenin esirleri olması gerektiğini düşünüyor.” tanımlamasını yaptı. Amor, “Evet, esir alıyorlar. Sayın Erdoğan’ın müzakere biçimi hep böyledir. Önce esir alır. Politikası ve yaklaşımı budur! Çokça esiri var. Kürt halkıyla ilişkilerinde geçmişte de böyleydi. İmamoğlu’na yaklaşımı da aynı. Belediye başkanlarının ve seçilmişlerin hapse atılması, müzakere için kullandığı yöntemdir. Bu, bize göre üzüntü vericidir. Ahlaken anlaşılmaz bir tarzdır!” dedi.

Türk siyaseti böyle yürüyor

Türk siyasetinin, rakiplerine etki etmek için esir alma yaklaşımını benimsediğini söyleyen Amor, “Türk hükümeti böyle işliyor. Kendisine uygun ortam yaratmak için bu yöntemi uyguluyor. CHP’ye de kullanıyor. Kimin cumhurbaşkanı adayı olacağına etki etmek için aynı yolu seçiyor. DEM Parti üyeleri ve seçilmiş belediye başkanlarının, yani Kürt meselesiyle ilgili olanların tutuklanmaları da bu amaçla yapılıyor. Aklında seçim, DEM Parti ile müzakere, anayasal reform ya da Erdoğan’ın yeniden adaylığı olabilir. Ama yöntem hep aynıdır. Buna ‘esir alma siyaseti’ diyorum!” dedi.

Siyasetin bir pazarlık meselesi olduğuna dikkat çeken Amor, “Her şey pazarlık unsurudur. İstanbul’da bir savcı var; el attığı her dava politik. Bu davalar, ileride kullanılmak üzere başlatılmış durumlardır. Esenyurt Belediye Başkanı’nın davasına bakalım: 2013’te bir telefon görüşmesi yapmış. Bu, yıllar sonra gündeme getirildi.” dedi.

Askeri güçle AB’ye girilemez

Gün geçtikçe otoriterleşen Türkiye’nin “AB tam üyelik yolundayız, Gümrük Birliği’ni yenilemek istiyoruz.” söylemlerine “imkansız” diyen AP Raportörü Amor, “Bu yaklaşımla imkânsız. Bunu söyleyenler de biliyor. Görünüşte değil, ama basında onlarca haber var. Mantık şu: ‘Askeri güç olursak AB’ye gireriz.’ Bu gerçekçi değil! AB’ye girişin koşulu demokrasidir, sadece demokrasi! Başka konularda anlaşılabilir, ama yakınlaşma demokrasiyle olur. AB’ye yol, Kavala, Demirtaş, hapistekiler ve mağdur edilen seçilmişlerdir. Bu sorunlarda ilerleme olmazsa, AB üyeliği unutulmalı.” dedi.  BRÜKSEL

 

* * *

Türkiye’nin müdahalesi işgaldir

Ama 11 Mart’ta 70’ten fazla saldırı oldu. Tışrin Barajı, Kobane çevresi top atışları, uçaklar, İHA’lar ve dronlarla vuruldu; ölümler var.

2019’dan beri AP’nin duruşu nettir. Türkiye’nin müdahaleleri illegaldir ve işgalci saldırılardır. Golan Tepeleri’ndeki İsrail’in yaptıklarından farksızdır. ‘Güvenlik’ gerekçesi sunuluyor ama AP’ye göre illegal ve uluslararası hukuka aykırı! Bunu kararlarımızla ortaya koyduk. Türkiye’nin yeni süreci desteklediğini biliyoruz. Politik gelişmelerden memnun olmalı. Bu tür antlaşmalar istikrar sağlar. Lazkiye’deki saldırılar bu süreçle uyumsuz. Umarız yeni rejim bunu durdurur. Kürtlerin politik sürece dâhil edilmesi iyi bir haberdir! Türkiye için de öyle olmalı. Colani’yi destekleyen Türkiye, istikrardan yana olmalı. Öcalan’ın çağrısı etkiliyse ve şiddet ortamı bitiyorsa, bu iyi bir gelişmedir. Türkiye’nin ‘terörist saldırı’ ortamı sona erer. Kürtler ve SDG, Suriye ulusal güçlerine dâhil olur ve ‘tehdit’ iddiası kalkar.

paylaş

   

Güncel

Yeni Özgür Politika

© Copyright 2025 Yeni Özgür Politika | Tüm Hakları Saklıdır.